Erzincan İlinin Tarihi
Erzincan’ın İlkçağ tarihi hakkında esaslı bilgiye henüz sahip değiliz. Ne varki tarihçiler ikinci bin yıl da, bu yörede, hurrilerin yaşadığını, ikinci bin yılın ilk yarısı başlarında da Hayaslılarla Azziler’in hüküm sürdüğünü kaydetmektedir.
Anadolu’da M.Ö. 1050- 1180 tarihleri arasında Hattuşaş’ı merkez yaparak büyük bir imparatorluk kuran Hitit’ler yakın doğuyu egemenlikleri altına almışlardır. Şüphesiz ki Erzincan’da Hititler’in yönetimi altında idi. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda Hititlere ait çeşitli eserler ortaya çıkarılmıştır. Erzincan ve yöresinde Hititler’e ait bir yerleşim merkezine rastlanmamışsa da, bu yörenin Hitit egemenliği altında kaldığından da hiç şüphe yoktur.
Doğu Anadolu’da kurulan ilkçağ devletlerinden biri de Urartular’dır. M.Ö.900 yıllarında kurulan bu devlet Van’ı (Tuspa) başkent yapmış, sınırlarını Hazar Denizinden Malatya‘ya, kuzeyde Erzurum-Erzincan’dan güneyde Halep-Musul’a kadar genişletmiştir.
Erzincan yakınlarında Altıntepe’de Prof Dr. Tahsin ÖZGÜÇ tarafından yapılan kazıda (1953) Urartular’a ait bir çok eser çıkarılmış, bu yörenin Urartu egemenliği altında kaldığı kanıtlanmıştır.
Çeşitli saldırılara maruz kalan Urartu şehirleri, teker teker tahrip edilirken Medler’in Anadolu’yu istilası sırasında M.Ö. 600 yıllarında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Erzincan ve yöresi, Urartular’ı yenerek Anadolu’yu istilaya başlayan Med’lerin (M.Ö. 612) eline geçti. Med Krallığı’nın Kyaksar döneminde Lidyalılar’la yapılan savaşlar, muhtemelen Erzincan ve civarında cereyan etmiştir. Bu yöreler M.Ö.550 tarihlerinde Persler’in eline geçmiştir.
Hititler’in Anadolu’yu istila ettikleri sırada, İran yaylasını da Persler ele geçirdiler. Persler’in yükselişi daha çok Ciroz (550-530), Kampis (530-520) dönemlerine raslar. Bu dönemde Erzincan ve çevresinde Persler’in eline geçer. Persler’den sonra Anadolu Makendonyalılar’ın eline geçmiştir.
Roma ordusu M.Ö.70 tarihinde Doğu Anadolu’yu ele geçirmeye başlıyarak Elazığ yöresindeki Safen (Harput) Kralığı’nı yıktıktan sonra, Tigran Ordusunu da yenilgiye uğratmıştır. Bu sırada (M.Ö. 68) Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişlerdir. İran ile Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan ve yöresi, en son Bizans imparatoru Heraklius tarafından 629 tarihinde yenilgiye uğratılan İran’dan geri alındı.
Halife Hz. Osman (644-656) zamanında Habib bin Mesleme 35/655 senesinde Erzincan ve yöresini ele geçirerek, bu bölgeyi tamamen Müslümanların yönetimine kattı. Erzincan ve yöresi Abbasiler döneminde de çeşitli saldırılara maruz kaldı. Halife Mütevekkil Alallah (847-861) döneminde Malatya Valisi Ömer bin Abdullah, Arapgir, Eğin, Kemah, Erzincan ve Trabzon kentlerini Bizanslılar’dan geri aldı. (859) Böylece Erzincan tekrar Arapların hakimiyetine geçti.
Türklerin Anadolu’ya akınlar yaptığını daha önce belirtmiştik. Fakat, Türklerin Anadolu’yu vatan edinmeleri genel kanaate göre Malazgirt (1071) zaferinden sonradır. Malazgirt zaferi kazanılınca Alparslan, Karasu ve Çatlı nehirleri vadilerinin fethine Mengücek Ahmet Gazi’yi görevlendirmiştir.
Alparslan’ın komutanlarından olan Mengücek Ahmet Gazi, Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerini hakimiyeti altına aldı. Kemah’ı merkez yaptı. Ahmet Gazi’nin ölümü üzerine (1114) yerine oğlu İshak Bey geçti. Bu beyliği uzun süre yöneten İshak Bey ölünce (1124) yerine Melih Mahmut geçti. İshak Beyin oğulları onu tanımayınca, Mengücek devleti parçalandı. Kemah Melih Mahmut’a Erzincan Davut Şah’a, Divriği’de Süleyman Şah’a düştü. Davut şah’ın öldürülmesi üzerine (1151) Erzincan’a 13 yıl Süleyman Şah’a sahip olmuş; Davut Şah’ın oğlu Fahrettin Behram Şah (1165) yılında babasının tahtında oturunca, Mengücek Beyliği tekrar güçlenmiştir. Fahrettin Behram Şah, Kılıçarslan’ın damadı olması da göz önünde bulundurulursa, Mengücek Selçuklu münasebeti daha iyi anlaşılır.
Behram Şah zamanında, Erzincan çok ilerlemiş, ticaret ve sanayi gelişmiştir. Zelzeleler sebebi ile o dönem ait eserler maalesef günümüze ulaşmamıştır. Behram Şah 1225 tarihinde Erzincan’da ölmüş, aşağı Urla (Ula) köyünde defnedilmiştir.
Behram Şah ölünce yerine oğlu Davut Şah geçti. 1228 tarihinde Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat Erzincan ve Kemah’ı işgal ederek Mengücek Beyliğine son verdi. Alaaddin Keykubat ile Celalettin Harzem Şah arasında Erzincan yakınlarında, Yassı-Çemen denilen yerde 1230 tarihinde savaş oldu ve Celalettin Harzem Şah yenildi. Alaattin Keykubat’ın ölümü (1237) üzerine, yerine oğlu II. Gıyasettin Keyhüsrev geçti. Onun zamanında devlet Moğolların istilasına uğradı. 1240 tarihinde Erzurum’u işgal eden Moğollar Erzincan’ı geçerek 1243 tarihinde Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu Devletini hezimete uğrattı. Böylece Erzincan ve yöresi İlhanlıların eline geçti. İlhanlılar yöreyi beylerle (Vali) yönettiler. Timur-Taş Bey Mısır’a kaçarken yerine Alaaddin Eretna’yi bıraktı.
Timur-Taş’ın Mısır’a sığınmasından sonra valiliğe gelen Alaaddin Eretna ilhanlı hükümdarı Ebu Sait Bahadır Han’ın ölümü (1335) üzerine İlhanlılarla olan bağını keserek görünüşte Celayırlı Hükümdarı Büyük Şeyh Hasan Han’a bağlı kalarak bağımsızlığını ilan etti.
Bir ara Çoban Oğulları Hükümdarı Küçük Şeyh Hasan, Erzincan ve yöresi kendi beyliğine kattıysa da 1338’de Memluk Sultan Nasreddin Muhammed’in yardımı ile Erzincan ve yöresi Küçük Şeyh Hasan’dan kurtuldu. Erzincan bu beylik döneminde de el değişmiştir. Alaaddin Eratna 1352’de öldükten sonra yerine oğlu Gıyasettin Mehmet getirildi. Çıkan anlaşmazlıklar sonunda Erzincan bağımsız olarak, Burak Bey’e bırakıldı. Sırası ile Ahi Ayna Bey (öl. 1362), Pir Hüseyin (öl. 1379), Mutahhareten Bey yönetimi ele aldı. Mutahhareten döneminde, Kadı Burhanettin Erzincan’a ve yöresine birkaç kez saldırı düzenledi. Bu saldırılar Akkoyunlu Hükümdarı Kutlu Bey’in yardımı ile atlatıldı.
Bu dönemde Erzincan üzerinde Akkoyunlular’ın etkisini görmekteyiz.
Erzincan Emiri Mutahhareten’in Timur’a bağlanması Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt’ı kızdırmıştı. Beyazıt da Erzincan’ı muhasara etti.(1401) Fakat çok geçmeden Ankara Savaşı patlak verince, yöre tekrar Timur’un eline geçti.(1402)
Yörede Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Osmanlılar etkili olamadılar. 1419’da 1. Mehmet zamanında Karakoyunlu Beyi Kara Yusuf Erzincan’ı zapt etti Pir Ömer’i vali tayin etti.
1455’de de, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Erzincan’ı aldı. Kaleyi yeniden onardı. Yöre Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli savaşına kadar (11 Ağustos 1473) Akkoyunların elinden kaldı.
Bu savaştan sonra Osmanlıların denetimine geçti.
1502 tarihinde Safevi tahtına gecen Şah İsmail Erzincan’ı karargah yapmıştı. Anadolu’yu eline geçirmek isteyen Safeviler’e Yavuz Sultan Selim 23 Ağustos 1514’te Çaldıran Savaşıy’la dur deyince, Erzincan tekrar Osmanlılar’ın yönetimine geçti.
Kanuni Sultan Süleyman 1534‘te Tebriz Seferi, 1540’da İran Seferi sırasında Erzincan’a uğramıştır.
Birinci dünya savaşından 11 Temmuz 1916 tarihinde Ruslar tarafından şehir işgal edilmiş, bunu fırsat bilen ayrılıkçı Ermeniler’de silahlı birlikler oluşturarak faaliyete geçmişlerdir. 18 Aralık 1917 de Sovyet hükümeti ile yapılan Erzincan Mütarekesi ile 11 Ocak 1918 de rus askerleri bölgeden çekilmiş ancak, ermeni çeteleribir çok kanlı olaya neden olmuştur. Kazım Kara Bekir komutasındaki askeri birlikler 13 Şubat 1918 de Erzincan’ı 22 Şubat 1918 de Tercan’ı ermeni silahlı güçlerinden kurtarmışlardır. Kurtuluş savaşında ve hareketli geçen Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzincan halkı Büyük Atatürk’ün yanında olmuştur.
Kentin adının “Eriza” veya “Aziriz” kelimelerinden geldiği, ilk önce “Erziricin” daha sonrada bugün ifade edildiği şekilde “Erzincan” a dönüştüğü rivayet edilmektedir.
1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olan Erzincan, 1939’da şiddetli depreme maruz kalmış, şehir harabeye dönmüştür. Şehirde taş taş üstünde kalmamış, onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Depremden sonra demiryolundan yukarı yeni bir şehir inşaatına başlanarak bugünkü Erzincan şehri meydana getirilmiştir.
Coğrafi Yapı

Erzincan Doğu Anadolu Bölgesinin Kuzey Batı bölümünde yukarı Fırat havzasında 39 02'- 40 05' kuzey enlemleri ile 38 16'- 40 45' Doğu boylamları arasında yer almaktadır. İlimiz Doğuda Erzurum, Batıda Sivas, Güneyde Tunceli, Güneydoğuda Bingöl, Güneybatıda Elazığ, Malatya, Kuzeyde Gümüşhane, Bayburt ve Kuzeybatıda Giresun illeri ile çevrilidir. Yüzölçümü 11.903 km2 olup il merkezinin denizden yüksekliği 1.185 metredir.
Erzincan'ın ilçeleri; Çayırlı, İliç, Kemah, Kemaliye, Otlukbeli, Refahiye, Tercan ve Üzümlü'dür.
Erzincan birinci derecede deprem kuşağı üzerindedir. 1939 depreminden sonra şehir merkezi şimdiki yerinde yeniden kurulmuştur. En son önemli deprem 13 Mart 1992 tarihinde rihter ölçeğine göre 6,8 şiddetinde meydana gelmiş ve 657 kişi hayatını yitirmiştir.

Dağlar, Ovalar, Akarsular ve Göller

Erzincan ili genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır. Dağlar çeşitli yönlerde, belli bir sıra içerisinde uzanır. Güneybatıdan Munzur, Kuzeybatıdan Refahiye Dağları İl sınırlarına girer. Doğudan Erzurum'dan gelerek, Batıya doğru uzanan Karasu ırmağı ve kop dağları, il alanını derinlemesine, aralarında geniş düzlükler bırakacak şekilde böler.
Dağlar il topraklarının yaklaşık % 60'ını kaplar. Esence (Keşiş) dağları, ilin en yüksek noktasını (3.549 m.) oluşturmaktadır. Köhnem dağı 3.045 m. Sipikör dağı 3.010 m. Mayram dağı 2.669 m., Kop dağı 2.963 m., Mülpet dağı 3.065 m., Munzur dağları 3.449 m., Kazankaya dağı 2.531 m., Ergan dağı 3.256 m., Dumanlı dağları 2.618 m. ve Coşan dağı 2.976 m.dir.
Erzincan ilinde ovalar, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan dağ sıraları arasındaki çöküntü alanlarında ye alır. Ovalar birbirine boğazlarla bağlanmıştır. Erzincan ovası, doğu-batı yönünde uzanır. Denizden yüksekliği 1.218 m. olan ovanın uzunluğu 40 km., toplam alanı ise 500 km2.dir. Kuzeyinde, doğu-batı yönünde uzanan bir fay hattı vardır. Kalın bir alivyon tabakasıyla kaplı olan ovada, sulu tarım yapılmaktadır. Orta verimlilikte olup, buğday, şekerpancarı ve fasülye yetiştirilmektedir.
Fırat vadisinin iki yanında Sansa boğazına dek olan alandaki çok sayıda düzlükler, Tercan ovalarını oluşturur. En genişi 180 km2.lik, Çadırkaya (Pekeriç) ovasıdır. Denizden yüksekliği 1.450-1.500 m. olan bu ova kalın bir alivyon tabakası ile örtülmüştür.
İI toplam alanının, 1/20'sini yaylalar kaplamaktadır. Güneyde Munzur dağlarının uzantıları üzerinde, özellikle Koşan dağı yöresindeki yaylalar, seyrek ve kısa otlarla kaplıdır. Yer yer meşeliklere rastlanmaktadır. Daha doğuda, Erzurum- Erzincan-Bingöl sınırında bulunan Cemal dağlarının, Erzincan'da kalan uzantıları üzerinde, verimli yaylalar bulunmaktadır. Önemlileri arasında Çimen, Melan, ve Sarıçiçek yaylaları zengin bitki örtüsüne sahiptir.
İlin en büyük ve en önemli akarsuyu Fırat ırmağıdır. Fırat 43,8 m3/sn ile 1320 m3/sn arasında değişen debisi ile sulama, enerji ve su sporları amaçlarıyla kullanılmaktadır. Tercan ovalarında Fırat’a, kuzeybatıda Keşiş dağlarından çıkan, Çayırlık dere ile güneydoğuda Tuzla suyu katılır.
Tercan ovasında suların birleştiği yerden itibaren Fırat’ın en büyük kolu karasu adını almaktadır.
Erzincan ovasında Fırat ırmağı, iki yandan Mercan, Kom, Cimin, Pahnik ve Sürperen suları ile Çardaklı deresini alır. Irmak, Erzincan ovsından sonra, Bağıştaş'a kadar derin bir yatak içerisinde akar. Fırat, Kemaliye ilçesinde Kadıgölü suyu ile Miran suyunu aldıktan sonra, ilçenin güneydoğusunda Başpınar yakınlarında Keban barajı ile Elazığ il sınırına girer. Refahiye ilçesinden çıkan suların dışındaki tüm suları bünyesinde toplar. Refahiye ilçesinin suları Çukurdere aracılığı ile Kelkit çayına dökülür.
Bölgedeki bütün akarsular kısa boylu sel karakteri taşıyan dere ve çaylardır.İlkbahar mevsiminde eriyen kar suları ve yağan yağmurlarla kabarır, zaman zaman taşkınlara neden olurlar.
İI sınırları içerisinde coğrafi önemi olan göl yoktur. Çayırlı ilçesinde Yedi göller ve Aygır gölü, Otlukbeli'de Otlukbeli gölü, Kemaliye'de Kadıgölü gibi küçük göller bulunmaktadır.

İklim
Erzincan, karasal iklim özelliğine sahiptir. Ancak, yüzey şekilleri, ovaları ve dağlarla çevrili olması yer yer değişik karakterli iklimlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Elazığ ve Malatya dışındaki diğer tüm illerden daha ılıman bir iklimi vardır.
Yıllık sıcaklık ortalamaları 16,6 oC’dir. En soğuk ay olan Ocak ayı ortalamasının -3,7 oC, en sıcak ay olan Ağustos ayı ortalamasının da 23,9 oC olduğu görülmektedir. Erzincan, çevre illere göre daha uzun ve sıcak yaz mevsimi yaşamaktadır.
Kış mevsiminde doğudan gelen Sibirya kaynaklı hava kütlelerinin tesirinde kaldığı için oldukça sert kış günleri yaşanmaktadır.
Yağış itibariyle, 366.6 mm. lik (kğ/m2) yağış ortalamasına sahip olan il, yıl içerisinde en fazla yağışı 630 mm. olarak, en az yağışı 210 mm. olarak almaktadır. En yağışlı mevsim İlkbahar olup, alınan yağışın yüzd 41'i bu mevsimde, yüzde 22'si Sonbahar ve yüzde 15'i de Yaz mevsiminde kaydedilmektedir. Kış yağışı oranı ise yüzde 22'dir. Yıllık nem ortalaması ise yüzde 59'dur.
İklim açısından önemli olan, meteorolojik göstergeler istasyon bulunan ilçelere göre uzun yıllar ortalamaları olarak aşağıda gösterilmiştir.
Meteorolojik Gösterge |
Erzincan |
Kemah |
Refahiye |
Tercan |
Ortalama sıcaklık (oC) |
10,3 |
11,9 |
7,6 |
8,4 |
En yüksek sıcaklık (oC) |
40,5 |
38,5 |
33,5 |
37,6 |
En düşük sıcaklık (oC) |
-32,5 |
-28,9 |
-36,2 |
-29,4 |
Ortalama donlu gün sayısı |
107,4 |
98,8 |
151,4 |
128,7 |
Ortalama nisbi nem % |
59 |
52 |
65 |
65 |
En düşük nisbi nem % |
3 |
4 |
5 |
8 |
Ortalama yağış miktarı (mm) |
359,6 |
369,2 |
557,8 |
408,8 |
Ortalama yağış ve gün sayısı |
100,2 |
60,6 |
71,4 |
89 |
Ortalama karla örtülü gün sayısı |
41,3 |
57,8 |
70,6 |
63,5 |
En yüksek kar örtüsü kalınlığı (cm) |
74 |
60 |
114 |
75 |
Erzincan' da akarsu boylarında görülen kavak ve söğütlerin dışında genel olarak kısa ömürlü cılız otsu bitkiler yaygındır. Ormanlar seyrek ve ortadan kalkmış durumdadır. Refahiye ve Kemah çevresinde meşe, gürgen, diş budak ve sarı çama rastlanmaktadır. İI topraklarının 911.479 ha. yaklaşık yüzde 76.57 si erozyona maruzdur.
Ulaşım

Kara Yolları

Erzincan ili toplam karayolu uzunluğu 853 km’dir. Bunun 274 km’si devlet, 579 km’si ise il yoludur. Devlet yollarının tamamı kaplamadır. 579 km. il yolunun 131 km’si stabilizedir
İlimiz doğu batı istikametinde uluslararası karayoluyla Erzurum ve Sivas illerine, kuzeyde standart karayolu ile karadenize bağlantılıdır. Güneyde ise Pülümür-Tunceli üzerinden güney illerimize bağlantılıdır.
E-80 devlet karayolu acil eylem planı kapsamında yapılacak bölünmüş yollar listesinde yer aldığından 2003 yılında bölünmüş yol çalışmalarına fiilen başlanılmıştır. Erzincan-Üzümlü-Tanyeli arasındaki 30 km’lik güzergah bölünmüş yola dönüştürülmüştür. Kelkit ayrımından Refahiye istikametine doğru bölümmüş yol yapım çalışmaları devam etmektedir. 2008 yılına kadar Kızıldağ-Altköy-Refahiye-Erzincan güzergahının tamamının bölünmüş yola dönüştürülmesi hedeflenmektedir. Yatırım programında yer alan Erzincan Çevre Yolu ve (Erzincan-Pülümür)ayr. 12 bölge hududu yollarının yapımı ihaleli olarak verilen ödenekler doğrultusunda sürdürülmektedir.
Erzincan ili kaza kara noktalarının iyileştirilmesi kapsamında Kızıldağ-Altköy-Refahiye-Erzincan güzergahının muhtelif kesimlerinde iyileştirme çalışmaları devam etmektedir.
Kemah-İliç-Divriği projesi tamamlandığında ilimiz için doğu batı istikametinde özellikle kış aylarında Sakal tutan ve Kızıldağ geçitleriyle kazalara sebep olan E-80 karayoluna alternatif bir hat oluşturacaktır. Mevcut yolun trafik yükünü azaltacaktır. Ayrıca ilimizin güneyinde kalan İliç ve Kemaliye ilçelerinde ulaşımında büyük kolaylık sağlayacaktır.
Stabilize olan il yolları; Kemah–Doğanbeyli-Refahiye yolu, Kuruçay - Gümüşakar yolu, Erzincan-Başköy-Çayırlı yolu ve Bozoğlak yoludur. Erzincan ili karayolları çalışmaları Sivas ili 16.Bölge Müdürlüğü, Elazığ 8.Bölge Müdürlüğü ve Erzurum 12.Bölge Müdürlüğünce yürütülmektedir. Bu ilin özellikle il yollarındaki sathi kaplama oranı bölgenin diğer illerine oranla daha düşüktür trafik değerleri yüksek olan yollar Erzurum-Erzincan, Erzincan-Sivas ve bölgeyi Refahiye üzerinden Karadeniz’e bağlayan yollardır.
İlde karayolu ulaşımını sağlayan yol ağlarının mevcut durumu ve özellikleri aşağıya çıkarılmıştır.
Sivas-Erzincan İSN-Kemah-İliç İYA il yolunun şebeke uzunluğu 24 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 25 adet/gün’dür. Yolun tamamı 1. sınıf il yoludur.
Sivas-Erzincan İl Sn. -Kelkit DYA Devlet yolunun şebeke uzunluğu 70 km’dir. Bunun 21 km’si beton asfalt 49 km’si ise sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 2330 adet/gün’dür. 2. sınıf devlet yolu olan yolun platform genişliği 10-11 m’dir.
Kelkit DYA-Kiğı İYA Devlet yolunun şebeke uzunluğu 74 km’dir. Bunun 48 km’si beton asfalt 26 km’si sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 2773 adet /gün’dür. Yolun 48 km’si 2. sınıf 26 km’si 3. sınıf devlet yoludur. Platform genişliği 48 km’lik bölümde 11 m, 26 km’lik bölümde ise 9-10 m’dir.
Kiğı İYA-Erzincan-Erzurum İSN Devlet yolunun şebeke uzunluğu 56 km’dir. Yolun tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 2773 adet/gün’dür. Yolun tamamı 2. sınıf devlet yolu olup, platform genişliği 10 m’dir.
Erzincan-Kelkit Devlet yolunun şebeke uzunluğu 60 km olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 335 adet/gün’dür. Yolun tamamı 2. sınıf devlet yolu olup, platform genişliği 11 m’dir.
Erzincan DYA-Gümüşhane İSN İl yolunun şebeke uzunluğu 39 km’dir. Bunun 2 km’si beton asfalt, 2 km’si sathi kaplama ve 35 km’si stabilize’dir. Trafik yoğunluğu yaz aylarında 20 adet/gündür. Yolun 16 km’lik bölümü 1. sınıf, 23 km’lik bölümü ise 3. sınıf İl yoludur. Yolun platform genişliği 5-8 m’dir.
Erzincan DYA –Gümüşhane İSN İl yolunun şebeke uzunluğu 70 km’dir. Bunun 49 km’si sathi kaplama, 21 km’si stabilize’dir. Yolun trafik yoğunluğu 200 adet/gün’dür. Yolun 42 km’lik bölümü 3. sınıf 28 km’lik bölümü ise 2. sınıf il yoludur.
Çayırlı-Tercan İYA-Otlukbeli İl yolunun şebeke uzunluğu 32 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 75 adet/gün’dür. Yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.
Erzincan-Kemah İYA-Çağlayan İl yolunun şebeke uzunluğu 26 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 300 adet/gündür. Yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.
Erzincan DYA-Kemah il yolunun şebeke uzunluğu 51 km’dir. Bunun 1 km’si beton asfalt 50 km’si ise sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 200 adet/gün olup yolun tamamı 2. sınıf il yoludur.
Kuruçay-İliç İYA-Kemah-Refahiye İYA İl yolunun şebeke uzunluğu 56 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 100 adet/gün’dür. Yolun tamamı 1. sınıf il yoludur.
İliç-Kemaliye il yolunun şebeke uzunluğu 41 km. olup tamamı stabilizedir. Yolun trafik yoğunluğu 100 adet/gün’dür. Yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.
Erzincan-Suşehri DYA-Kemah İYA İl yolunun şebeke uzunluğu 59 km’dir. Bunun 12 km’si sathi kaplama, 47 km’si ise stabilizedir. Yolun trafik yoğunluğu 100 adet/gün olup yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.
Refahiye-Kemah İYA-İliç İYA İl yolunun şebeke uzunluğu 76 km’dir. Bunun 60km’si sathi kaplama, 16 km’si ise stabilizedir. Yolun trafik yoğunluğu 150 adet/gün’dür. Yolun 24 km’lik kesimi 1. sınıf , 52 km’lik kesimi ise 3. sınıf il yoludur.

Köy Yolları
Erzincan ili genelinde 2.991 km. 1. derece öncelikli, 620 km. 2. derece öncelikli olmak üzere toplam 3.611 km. köy yolu ağı bulunmaktadır. 1. Derece öncelikli köy yolu ağının 476 km’si asfalt, 1.373 km’si stabilize, 998 km’ si tesviyeli yol, 144 km’si de ham yoldur. 2. derece öncelikli köy yolunun 25 km’si asfalt, 181 km’si stabilize, 414 km’si ise tesviyeli yoldur.
İlin 2000 yılı nüfus sayımına göre, 1. derece öncelikli köy yolu olarak tespit edilmiş olan 2991 km. köy yolundan 494 adet köyde yaşayan 105.128 kişi, 230 bağlı yerleşim yerinde yaşayan 6.760 kişi olmak üzere toplam 724 yerleşim biriminde 111.888 kişi köy yolundan faydalanmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2000 yılında “Birinci Derece Öncelikli Köy Yolları Master Planı"”hazırlanmıştır. Bu plan uyarınca her köy ve bağlısının tek bir yolu 1. derece öncelikli köy yolu, var ise diğer yolları 2. derece öncelikli köy yolu olarak tespit edilmiştir. 1. derece öncelikli köy yolu tespitinde idari yapı , yolun geometrik standardı, topografik yapı, maliyet ve benzeri uygunluk koşulları dikkate alınmıştır.
Erzincan İlinde Merkez ve 9 İlçe dahilindeki 494 köy ve 230 bağlısında yaşayan 111.888 kişi toplam 3.611 km. lik köy yolundan faydalanmaktadır. 1. derece öncelikli köy yolu toplamı 2.991 km’dir. Kalan 620 km’lik köy yolu 2.derece öncelikli köy yolu olup, bağlantı yolu niteliğindedir.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2000 yılında “Köy Yolları Master Planı” hazırlanmıştır. Bu plan çerçevesinde öncelikle 1. derece öncelikli köy yollarının programlar dahilinde ve plan uyarınca tamamının asfalt yapılması hedeflenmektedir. Bu planda 192 km’lik köy yolunda tesviyeli yapımı, 1.281 km.lik köy yolunda yol onarımı, 1.281 km’lik köy yolunda stabilize kaplama ve bütün işler tamamlandıktan sonra toplam 2.598 km’lik köy yolunun asfalt kaplamasının yapılması planlanmaktadır
1.derece öncelikli köy yollarının yüzde 13,5’i asfalt, yüzde 44,5’i stabilize, yüzde 35’i tesviyeli yol, yüzde 7‘side ham yoldur. Görüldüğü üzere kırsal alana hizmet veren köy yollarının çok az bir bölümü asfalt kaplamalıdır . 1997 yılı nüfus sayımı verilerine göre 92.925 kişi kırsal alandaki köy ve mezralarda yaşamaktadır. Bu nüfusun yüzde 63.9’u (59.435 kişi) asfalt kaplamalı yoldan yani yol ağındaki yüzde 13.5’lik kesimden ulaşımlarını sağlamaktadır. Geri kalan nüfusun yüzde 23,7’si (22,018 kişi) stabilize kaplamalı yoldan yani yol ağındaki yüzde 44,5’lik kesimden ulaşımlarını sağlamaktadır. Nüfusun yüzde 11,7’si tesviyeli yoldan ulaşımlarını sağlamaktadırlar.
Köyde yaşayan nüfusun büyük bölümüne (yüzde 63,9) ulaşım hizmeti asfalt kaplamalı yol olarak götürülmüştür. Asfalt kaplamalı yol oranının yüzde 13,5 olması ve bu köylerin genellikle ovada veya az engebeli bölgelerde yer alması, nüfusun bu yerleşim yerlerinde yoğunlaşması daha düşük yol şebekesinden faydalanılmaktadır.
İlin kırsalındaki ulaşımın uzun mesafeli ve yüksek maliyetli oluşu, kırsaldaki köylünün gelir düzeyinin düşük olması, ulaşım hizmetlerinde ekonomik erişebilirliği ve hareketlilik talepleri düşük seviyede kalmaktadır. Asfalt Kaplamalı 1.derece öncelikli köy yollarının yüzde 41’i Merkez ilçede yer almaktadır. Diğer 8 ilçedeki köylerin asfalt kaplamalı yol oranları çok düşük seviyede kalmaktadır. Asfalt kaplamalı 1. derece köy yollarının ilçeler bazında dağılımı grafikte gösterilmiştir. Kırsal alandaki nüfusun yüzde 62,7’si Merkez İlçeye bağlı köylerde yaşamaktadırlar. Nüfusun geri kalan yüzde 37,3’üde diğer 8 ilçeye bağlı köylerde yaşamaktadırlar.
İl genelinde 2991 km 1. derece köy yolu olup; bu yol ağı 724 yerleşim biriminde yaşayan 111.888 kişiye hizmet vermektedir.
Demiryolları

İlimiz dahilinde 243 Kilometre demiryolu mevcuttur.
Demiryollarında yolcu ulaşımı Kars-Haydarpaşa-Kars bağlantılı Doğu Ekspresi ve Kars-Ankara-Kars Erzurum ekspresi ile sağlanmaktadır. Doğudan gelip batıya giden Doğu Ekspresi hergün 16.30'da hareket etmektedir. Batıdan gelip Erzurum-Kars istikametine giden Doğu Ekspresi ise saat 12.40'da hareket etmektedir.
Doğudan gelip Ankara istikametine giden Erzurum ekspresi saat 17.42’de, batıdan gelip Erzurum Kars istikametine giden Erzurum ekspresi saat 06.41’de hareket etmektedir.
Erzincan-Divriği arasındaki yerfeşim yerlerinin yolcu ulaşımı her gün 14.00'de sevkedilen karma yolcu treni ile temin edilmektedir.
Yük taşımaları ise mevcut yük durumuna göre 6 adet yük treni ile sağlanmaktadır. İlimiz hudutlarında Erzincan-Erzurum arasında, Tanyeri, Demirkapı; Erzincan,-Divriği arasında ise Alp, Kemah, Eriç, İliç, Bağıştaş ve Çaltı istasyonları hizmet vermektedir.
İlde demiryolu 1935-1937 yılları arasında D.39.520 kg/m.lik 12.000 m. raylı,ahşap travesli N tipi bağlantılı olarak yapılmıştır. 1986 yılından itibaren demiryolları yenilenmiştir.. Arazinin dağlık oluşu nedeniyle, demiryolları kurplu ve meyilli olarak inşaa edilmiştir. Bölge sürat yapmaya ve hızlı ulaşıma elverişli değildir.
İl demiryollarında 12.353 m. uzunluğunda toplam 55 adet tünel 66 adet (Çelik, B.A ve Taş) köprü ve 709 adet menfez mevcuttur.
İlde demiryollarının bakım ve tamiratı; Divriği Şube 43 Şefliğine bağlı, Kemah Kısım 433 Şefliği’nce Ilıç-Kemah, Erzincan Kısım 434 Şefliği’nce Kemah-Erzincan, Erzincan Şube 44 Şefliği’ne bağlı, Erzincan Kısım 441 Şefliği’nce Erzincan-Geçit, Mercan Kısım 442 Şefliği’nce Geçit-Erbaş İstasyonlar arasında mevcut personel programlanan zamanlarda Sivas Yol Atölye Müdürlüğü bünyesindeki yol makinaları ile yapılmaktadır.
Hizmetler; İstasyonlarda İstasyon Şefliği Erzincan garda Gar Müdürlüğü ve Ticari Ambar Müdürlüğü tarafından yerine getirilmektedir. Trafikle ilgili birim Erzincan’da bulunan TMİ merkezidir. Haberleşmenin aksamadan sağlanması Erzincan’da bulunan 45 haberleşme şefliği tarafından yürütülmektedir. Vagonların kontrolleri ve arıza ıslahları Erzincan Vagon Servis Şefliği, makinaların küçük çaplı arızalarının ıslahı ve bakımları ise Erzincan Makine Depo Şefliği tarafından yerine getirilmektedir.
Havayolu
Erzincan havaalanı sivil ve askeri hava trafiğine hizmet vermek üzere 1988 yılında açılmıştır. Beton kaplamalı olan pist boyutu 3000x45 m. Apron boyutu 120x75 m.dir. 200 araç kapasiteli otopark mevcuttur. Yıllık yolcu kapasitesi 600.000 kişi olup; yıllık uçak kapasitesi 8.760'tır. 1000 m2. büyüklüğündeki terminal binasında elektronik ve teknik donanıma sahip olan havaalanında gece iniş-kalkış sağlayacak aydınlatma sistemide mevcuttur. Havaalanı ile şehir merkezi arasında ulaşım taksi ve dolmuş taksilerle sağlanmaktadır.
Halen Perşembe ve Cumartesi olmak üzere THY‘nın Ankara bağlantılı İstanbul uçak seferleri yapılmaktadır. Aralık ayı sonu itibariyle özel uçak seferleri düzenlencektir.
Havaalanının denizden yüksekliği 1156 m. şehre uzaklığı ise 9 km’dir.
Havaalanı enerjisi TEDAŞ tarafından 2 adet 375 KVVA ve 1 adet 7.5 KVVA gücündeki şebekeyle sağlanmaktadır. 2001 yılında elektrik tüketimi 687960 KVV/Saat’dir.
Pat sahasının pist boyutları 3.000x45 m. olup uçak kapasitesi 8.760’dır. Apron boyutları 120x75 m. olup apron kapasitesi 1 uçaktır. Taxirut boyutları ise 154x23 m’dir.
Havaalanında 1.000 m iç hat terminali, 600.000 Yolcu/Yıl yolcu kapasitesi büfe, sağlık tesisi ve merkezi kalorifer sistemi bulunmaktadır.
Aydınlatma sistemleri ve görsel yardımcılardan; pist yaklaşma ışıkları, pist kenar ışıkları, Vasisler (PAPİ), pist eşik sonu ışıkları, taxirut kenar ışıkları, apron ışıkları, mania ışıkları, havaalanı bikını (RBN) bulunmaktadır. Pist merkez hattı ışıkları, tekerlek temas bölgesi ışıkları ve taxirut eksen ışıkları bulunmamaktadır.
Hava trafik ünitelerinden; yaklaşma kontrol (APP), kule kontrol bulunmaktadır. Yol kontrol (ACC), uçuş bilgi merkezi (FIC), uçuş bilgi servisi (AIS), arama kurtarma üniteleri bulunmamaktadır.
Seyrüsefer yardımcı cihazlarından; VOR, DME ve NDB’den birer adet bulunmaktadır. ILS , PSR ve SSR’den ise bulunmamaktadır.
VHF Hava/Yer Telsizlerinden; 3 Adet Alıcı(RX), :3 Adet Verici(TX), 5 Adet Araç Telsizi , 1 Adet Portatif Telsiz, 3 Adet Alıcı Verici (TX-RX) bulunmaktadır.
UHF Hava/Yer Telsizlerinden; 4 adet Sabit Verici/Alıcı, 3 adet Sabit TX/RX bulunmaktadır.
Kara Telsizlerinden; 3 adet Araç Telsizi,17 adet El Telsizi, 2 adet Sabit Merkez Telsizi, 1 adet Röle bulunmaktadır.
HF Kara Telsizlerinden; 1 adet SSB,1 adet Tape Rec, 2 adet Telefon Santralı, 1 adet Fax, 2 adet Telex, 1 adet Silyograf bulunmaktadır.
Havaalanı bünyesinde: terminal, kuvvet santralı, araç bakım binası, kaza-yangın binası, ısı merkezi, jandarma binası, emniyet binası, akaryakıt ikmal tesisleri, nizamiye binası, S/S istasyonu, H1-H2 trafo binaları, lojman, misafirhane ve su deposu bulunmaktadır. Bu tesislerden akaryakıt ikmal tesisleri 01.04.1994 tarihlerinden itibaren Petrol Ofisi’nce kullanılmaya başlanmıştır.
Emniyet ve Jandarma koruma binaları havaalanı çevre koruma hizmeti yapmak üzere 1994 yılından itibaren İl Jandarma Alay Komutanlığı’na protokolle teslim edilmiştir.
Havaalanında kar mücadele ve hizmet aracı olarak kullanılan 21 araç bulunmaktadır. Erzincan havaalanının trafiğe açıldığı 04.09.1988 tarihinden bu yana, haftada 2 sefer ile devam eden tarifeli uçak seferleri, artan yolcu talebi de göz önünde bulundurularak 2001 yılı içerisinde haftada 4 sefere çıkarılmıştır. 2001 yılı içerisinde ülkemizin girmiş olduğu ekonomik kriz havayolu taşımacılığını da büyük ölçüde etkilemiştir. Buna paralel olarak THY AO. tarafından Erzincan havaalanına haftada 4 sefer olan tarifeli uçak seferleri; ilk etapta 3’e ve daha sonra haftada 2 sefere indirilmiştir. Aralık ayı sonu itibariyle özel şirketler tarafından uçak seferleri düzenlenecektir.
Cenazenin Kefenlenmesi
Ölü, yıkandıktan sonra, kefenin ıslanmaması için kurulanır.
Kefen üç çeşittir: 1- Erkeğe göre, "kamis", boyun kökünden ayaklara kadar olur. Yen ve yakası olmaz. Etrafı uygulanmaz. 2- "İzar" ile "Lifâfe", baştan ayağa kadar uzun olur. Lifâfe en üste geleceği ve baş ve ayak uçlarından düğümleneceği için izardan daha uzun tutulur.
Kadında baş örtüsü ile göğüs örtüsü fazla olacağından kadında sünnet olan kefen beş kattır. 3-Yeterli sayılan kefendir ki erkeğe göre izar ile lifâfe'den ibaret olmak üzere iki kat, kadına göre ise bir de baş örtüsü ile üç kattır. Ancak zarurete binaen kadın ve erkek için "setre"; yeterli ne bulunursa ona sarılacak şeydir. Nitekim sahabeden bir kısmı zarûretden dolayı sahip oldukları elbiseleriyle kefenlenip defnolunmuşlardır.
Malın azlığı ve varislerin çokluğu söz konusu olunca ikinci kefenleme; mal çok varisler az ise birinci tür kefenleme yapmak sünnettir. Kefen-i zarûret ise hiçbir malı olmayan için düşünülebilir. Zarûret olmadıkça tek kefene sarılmaz. Kefenin beyaz pamuklu bezden olması daha faziletlidir. Yenisi veya yıkanmış olmasında fark yoktur. Kefenler, içine ölü sarılmadan önce tütsülenir. Ancak beşten fazla tütsülenmez. Kadının saçları örgü edilerek göğsü üstünde toplanır. Onun üzerine başörtüsü yüzüyle beraber örtülür.
Cenaze ve Namazı
Allah'tan başka her varlığın bir yokluğu, her canlının bir ölümü olduğu unutulmamalıdır. Hiç kimse ne zaman öleceğini bilemediğinden, her an ölebileceğini de hesaba katmalıdır. Çünkü zamanımızda ilaçlar ve tedavi yöntemleri kadar, ölüm sebepleri de arttı ama ölüm yine aynı ölüm ve ona çare bulunamadı.
İnsanlar ölümü hiç düşünmezlerse, dünyadan başka bir varlıkları olmamış ve bütün güçlerini ona harcamış olurlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi süsler-püsler, mobilyalar, çeyizler, köşkler, saraylar hazırlarlar, yaratılışlarındaki ebedilik duygusunu onlarla doyuma ulaştırmaya çalışırlar. Bunu için ihtirasa kapılırlar, dünyayı bütünüyle yeseler doymazlar. Başka yemek isteyenler çıkarsa onları imha etmenin yollarını ararlar, nükleer ve kimyasal silahlara trilyonlar harcarlar, yoksul ve biçareleri muzır varlıklar olarak görürler, tek kelime ile "canavarlaşırlar."
Bu yüzden Peygamberimiz, "Lezzetleri paramparça eden ölümü hatırlayın!" (Tirmizî, kiyâme 26, zühd 4; Nesâî, cenâiz3; Ibn Mâce, Zühd 31; Müsned N/293.) buyurmuştur. Abidlerin "râbita-i mevt" disiplinleri buradan gelir.
Ölüm haline gelen bir hasta, sağ yanı üzerine ya da sırtüstü olarak kıbleye döndürülürse güzel olur. Yanında bulunan dost ve yakınları, son anda imanla gitmesine yardımcı olmak için, Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna kendi aralarında tanıklık ederler, yani "Kelime-i Şehâdet"i söylerler. Ona, söylemesi için emir ve ısrar etmezler.
Ölürse, çenesi bağlanır ve gözleri yumdurulur. Bunu yapan, Allah'tan onun işlerinin ve hesabının kolay olmasını diler. Yıkanıncaya kadar ölüye Kur'ân okunmaz.
Ölünün yıkanması "kifayı" bir farzdır. Yani birinin yapmasıyla, diğerleri sorumluluktan kurtulur. Hiç kimse yapmazsa, yakınlık derecesine göre herkes sorumlu olur.
Ölen insanın hemen soyulması. yıkanırken soyulmasından daha iyidir.
Kadınların cenaze yıkamasını öğrenmeleri ve bunu Allah rızası için yapmaları çok güzel bir davranıştır. İnanan bir insanın son anında, pis bir leş gibi görülmesi, bu işi sırf para için yapan ehliyetsiz ellere terk edilmesi,onun insanlık onurunu zedeler.
Cenaze, yıkanmak üzere biraz yüksekçe bir (teneşir) üzerine yatırılır. Cenaze kadın olduğunda, sadece kadına gösteremeyeceği avreti örtülür. Çünkü yıkayan da kadındır.
Etrafı, üç, beş, yedi... kere güzel bir buhur ile kokulandırılır.
Ağzına, burnuna su verilmeden tam bir abdest aldırılır ve canlı vücudun hoşuna gidecek ölçüde sıcak su ile yıkamaya başlanır. Önce başı sabunlanarak yıkanır, sonra soluna yatırılarak sağı, sonra da sağına yatırılarak solu yıkanır. Karnı hafifçe sıvazlanır, bir şey çıkarsa su ile giderilir, yeniden abdest aldırılmaz. Bu yıkama üçlenirse güzel olur, ama şart olan, her tarafı ıslanacak şekilde bir defa yıkamaktır. Bedeni bir havlu ile kurulanır.
"Hanût gibi güzel bir koku ile saçı ve kefeni kokulandırılır ve kefenlenir. Saçı taranmaz, tırnakları ve kılları kesilmez.
Erkeklerin kefeninin üç parçadan, kadınların kefeninin de beş parçadan olması sünnettir.
Kadınlan kefenlemek için kullanılan beş parça bez:
Gömlek.
Peştemal(izar),
Başörtüsü,
Bürünülen üstlük (lifâfe),
Göğüs örtüsünden ibarettir. izar, başörtü ve üstlükle de yetinilebilir.
Yıkama bittikten sonra kefenler temiz maddeli güzel kokularla üç, beş, yedi... gibi tek sayılar kadar kokulandırılır. Gömleği giydirilir, saçları iki örgü yapılarak, gömleğinin üzerinden göğsü üstüne konulur. Gömleğin üstüne başörtüsü çekilir, onun üzerine peştamal(izar)'in sağ parçası solu üzerine gelecek şekilde sarılır. Onun da üzerinden aynı şekilde üstlük (lifâf) sarılır ve onun üzerine de göğüs örtüsü sarılıp, çözülme ihtimali varsa düğümlenir ve ebedî istirahatgâhına uğurlanır.
Kefen yeni olabileceği gibi yıkanmış da olabilir.
Kadın olsun erkek olsun, İslâmı savunmak için düşmanla savaşırken savaş alanında öldürülen, Müslüman olduğu ve Allah'ın dinini, yani şeriatını savunduğu için işkence edilirken ölen ya da öldürülen, "Dünya ve Âhiret şehidi" adını alır. Üzerindeki elbiseler çıkarılmaz ve yıkanmaz, tertemiz olan kanı, üzerinde olarak gömülür. Kul hakkı dahil, bütün günahları bağışlanmış olarak en üst dereceden cennete girer.
Cenazenin Taşınması ve Defni
Cenazeyi kabre kadar taşımak bir mümine yapılacak en son hizmetlerdendir. Bu taşıma aynı zamanda bir ibadettir. Bilhassa namaz kılınan yerlerde, mezarlıkla namaz kılınan yerin yakınlığı durumlarında cenazeyi vasıta ile taşımak bu ibadeti terk etmek olur.
Sünnet üzere, cenazeyi tabutun dört tarafından dört kişi tutarak taşır. Tabutun dört tarafından onar adım taşımak müstehaptır. Daha çok taşımanın sevabı da çoktur. Önce cenaze sağ ön tarafından, sonra sağ arka tarafından taşınır. Sonra sol tarafına geçilerek sol ön ve sol arka tarafından omuzlanır. Böylece her tarafından onar adım olmak üzere kırk adım taşınmış olur. cenazeyi acele götürmek de müstehaptır. Zira o iyi bir kişi ise kabirde karşılaşacağı iyi hâle bir an önce kavuşturulmuş olur. Kötü bir kişi ise bir an önce şerrinden ve yükünden kurtulmuş olunur.
Cenazeyi takip edenler, yolda lüzumsuz lâkırdı etmezler. Yüksek sesle konuşmazlar. Hatta yüksek sesle zikretmez ve Kur'an okumazlar. Ölümü ve ahireti düşünürler.
Cenaze kabre konacağında, kabre inen bir kaç kişi cenazeyi alarak yüzü kıbleye karşı, başı batıya gelmek üzere sağ yanına yatırırlar. Bu esnada: "Bismillahi ve ala milleti Rasûlillahi" (Allah'ın adı ile ve Rasûlullah'ın milleti (dini) üzere derler. Kefenin bürgüsünün baş ve ayak tarafındaki bağları çözerler. Kadını kabre mahreminin indirmesi evlâdır.
Cenazenin arkasına, cesedi toprağın sıkıştırmasından koruyacak taş, tahta gibi şeyler dizilir. Sonra kabır, toprakla doldurulup örtülür. Bu arada kabir başında Kur'an'dan bazı sûrelerin okunması mümkündür. Bu arada salih bir kişi kalkıp ölünün baş tarafında ve yüzü hizasında durup ölünün anasının adı ve ölünün adı ile üç defa "Yâ filan oğlu -kızı- filân" der ve aşağıdaki telkinatı yapar: "Ey filân oğlu -kızı- filân... Dünyada iken Allah'tan başka ilâh yoktur, Muhammed Allah'ın elçisidir, Cennet haktır, Cehennem de haktır, öldükten sonra dirilmek de haktır. Şüphesiz kıyamet günü gelecektir. Allah, kabırde olanları diriltecektir" diye yaptığın şahitliği hatırla. Sen, Rab olarak Allah'a din olarak İslâm'a, Rasûl olarak Muhammed'e önder olarak Kur'an'a, kıble olarak Kâbe'ye, kardeşlerin olarak müminlere razı olmuştun. De ki: "Allah'tan başka ilâh yoktur, ona dayandım O, ulu arşın sahibidir." Ey Allah'ın kulu de ki, "Allah'tan başka ilâh yoktur. De ki, Rabbim Allah'tır, dinim İslâm'dır, Rasûlüm Muhammed (s.a.s.)'dir. Yâ Rabbi onu yalnız bırakma. Sen, mülk verenlerin en hayırlısısın."
Ölünün evinde yemek vermek, ölü sahibine başsağlığı dilemek, kabırleri zaman zaman ziyaret etmek sünnettir. Başsağlığı dilemek üç gün içinde müstehaptır, sonrası sünnete aykırıdır.
Kabir Ziyaret Adapları
1- ADAK ADANMAZ !
2- KURBAN KESİLMEZ !
3- MUM YAKILMAZ !
4- BEZ - ÇAPUT BAĞLANMAZ !
5- TAŞ - PARA YAPIŞTIRILMAZ !
6- EĞİLEREK VE EMEKLİYEREK GİRİLMEZ !
7- PARA ATILMAZ !
8- YENİLECEK ŞEYLER BIRAKILMAZ !
9- EL - YÜZ SÜRÜLMEZ !
10- TÜRBE VE YATIRLARDAN MEDED- ŞİFA UMULMAZ !
11- TÜRBE VE YATIRLARIN ETRAFINDA DÖNÜLMEZ !
12- TÜRBELERİN İÇİNDE YATILMAZ !
BU VE BENZERİ BİD’AT VE HURAFELER
DİNİMİZCE KESİNLİKLE YASAKLANMIŞTIR.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI